Tez yazma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tez yazma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2008 Cumartesi

Acknowledgements

Tez bitiyoooor. Çok az kaldı, çok.

Bütün bu tez sürecini o veya bu şekilde daha dayanılır kılan, ama tezin teşekkür kısmında bahsi maalesef geçemeyecek bir sürü isim var. Bir çoğu da teşekkür listesinin en tepesindeki bazı isimlerden eminim daha çok destek olmuştur bana. Bari dedim bu hanımların ve beylerin de hakkını yemeyim, teşekkürlerimi buradan sunayım. Kuru kuru isim salatası sunmak bi anlamsız gelince de, en yakışılı halleriyle şuradan bi geçit yapsınlar, şu kuş uçmaz kervan geçmez blogta en festivallisinden bi hava estirsinler istedim. Abilerim ablalarım; sağolun, varolun.



20 Aralık 2007 Perşembe

7

Son altı - yedi saatimi, teori kısmı için uğraştığım bir derivasyonu satır satır didiklemekle geçirdim. Bir hata var, böyle olmaması lazımdı ama nerde, nerde nerde nerdeee...

Aaa... İşte orada.

%7 denildiğinde 0.07 anlıyoruz di mi? 7 değil. Daha da güzeli benim bunu görmemin yedi saat sürmesi. Eğer bulursam hatayı, bi elma şarabı patlatırım bunun üstüne diyordum ama şimdi ben şarap mı hakettim, zopa mı acaba?

Grrr.

14 Aralık 2007 Cuma

The show about nothing

Tezin beni en çok zorlayan kısımlarını bugün itibariyle bitirdim. Bundan sonrası zaten elde olan ve az çok düzenli materyali, az biraz müdaheleyle derleme, referans, format vs ile geçecek.

Haliyle bugün Prof B'ye müjdeyi vermek için cepten aradım:

- Aa güzel ama ben falanca şehirdeyim.
- Hm. Bugün uğrama ihtimaliniz var mı hocam? Hani haftasonu da okursunuz belki?
- Tabi tabi. Bu akşam gelebilirsem bi bakiim.

Akşam saat 19:30'da Prof B gelir:

- Hocam işte bitti: dan da da dan!
- Haa? Ha, iyi. Ver de koyim odama.
- ?..


Grr!. Grrrrr!... Grrrrrrrrrr. öhö.

10 Aralık 2007 Pazartesi

Sıradan insanlar için tez yazma klavuzu

Evet, başlığı Boris Vian'dan arakladım, bir intihal daha var o da ölmek mi denmesin.

Çok edebi kaygı gütmüşüm önceki yazıda, gütmesem iyimiş de, çok gütmüşüm o kötü olmuş.

Ama iyi gelmiş. Gelmiş ki, 2 haftayı geçmesine rağmen elimi sürmedim, ya da sürme ihtiyacı duymadım, bilmiyorum.

Kafayı iyiden iyiye tez yazma işine vermiş olmamın da etkisi var tabii. Çok daha kısa sürede halledebileceğimi düşünüyordum, hatta saçmalık derecesinde kısa süreler tahmin ediyodum ama işin aslı öyle değilmiş meğer. Bir de doktora boyunca yazdığım ara raporlar, makaleler olmasa nasıl kalkılabilirdi bu işin altından hiç kestiremiyorum.

Neyse baktım ki işi kolayladım, biraz biraz kıvırdım gibi, hemen bir hukelalık, bir burnu büyüklük geldi bana.

Dolayısıyla, ücra köşelerdeki yalnız kalplere yardımcı olmaktan başka amaç gütmeyen kalibrasyon bloğu olaraktan, bugün de yeni bir hizmetimle kapılarımı açayım dedim:

Sıradan insanlar için tez yazma klavuzu
Dan da da dan ve de essahtan.

1. Tez yazma işini tez süresinin sonuna bırakmayın, tezi bütün süreç boyunca hem yapılan hem de yazılan bişey olarak algılayın.

2. Tez yazma işini tez süresinin sonuna bırakmayın, tezi bütün süreç boyunca hem yapılan hem de yazılan bişey olarak algılayın (evet, bu espirimi de fayt klab'dan arakladım).

3. Dolayısıyla yazın. Herşeyi yazın. Mutlaka bir defteriniz ya da bilgisayda bir dosyanız falan birşeyiniz olsun ve tarih tarih, en baştan itibaren, ne yaptınız ne ettiniz mutlaka içinde detaylarıyla olsun. İşi yaparken nasıl olsa hatırlarım diyor insan ama söylemedi demeyin; iki buçuk - üç yıl sonra hatırlanmıyor.

4. Bu konuda internet üzerinde binlerce farklı tavsiye bulabilirsiniz ama benim yazma sıralaması önerim:

  • (I) öncelikle bütün figürler ve tablolar (yazma sırasında hazırlamaya kalkılırsa feci tempo düşürür bunlar, baştan hazırlarsanız işi büyük ölçüde kolaylaştırabilirsiniz),
  • (II) deneysel yöntem ya da metodoloji, ya da her neyse,
  • (III) deneysel ya da teorik sonuçlar, bulgular vs,
  • (IV) tartışma,
  • (V) önceki üç bölüm arasındaki boşluları kapatmak ve fazlalıkları temizlemek için bu bölümler arasında gidip gelme, gidip gelme, gidip gelme...
  • (VI) literatür, teorik bilgi bölümü,
  • (VII) tekrar boşlukları kapatma ve fazlalıkları çıkarmak için diğer bölümlerle koordineli gözden geçirme,
  • (VIII) giriş bölümü,
  • (IX) tez sonuçları (conclusions) ve özet (abstract),
  • (X) referans kontrolü,
  • Voila !
5. Tezi bitirip tek parça halinde lööök diye hocanızın önüne koymaktansa, bu bölümleri yazdıkça danışmanınıza vermek, okuması gereken miktarları ufak ufak sunduğunuz için düzeltip geri vereceği süreleri ciddi şekilde azaltacaktır.

6. Abur cubura çok dadanmayın. Ya zaten şu tez daralttı beni, sonra veririz kiloyu, bir de onu mu düşünücez, demeyin. Dememelisiniz.

7. Referanslar için EndNote ya da benzeri bir refereans yönetimi aracı kullanmak ciddi zaman kaybından kurtarabilir. O ne yahu diyorsanız, başvuru kaynaklarının formatı ve organizasyonunda kolaylık sağlayan bir zımbırtıdır kendisi. Ben kullandım mı peki, hayır. O yüzden diyorum zaten.

8. Eğer ki varsa imkanınız, LaTeX ya da benzeri bişeyler kullanın. O ne yahu diyorsanız, sallayın, uğraştığınıza değmeyebilir.

9. Microsoft word'de format ayarlamak en kötü seçenek, ama ennn kötü. Varsa başka bir imkanınız, düşünmeyin yapın. Word ne yahu diyorsanız... daktilonun sizin için daha iyi bir tercih olup olmadığını düşünmeye başlamanız yerinde olabilir.

10. Blogda espiri yapacam diye kendinizi kaptırıp sonra da saati unutmayın...

Devamını getiririm bunun ben.
C ya.

24 Kasım 2007 Cumartesi

Gün 1: Meşru müdafa

Her blog bir izahatle başlar.

Efendim işte 2005'in kasım ayıydı da, biz de bu internet denen cin işi şeytan işi zımbırtının bir ucundan tutalım, dostlara selam edelim derken bu blog işi çıktı da, bıdı bıdı da bıdı bıdı.

Kimin umrunda ki?.. Ama madem ki adet böyle;

Ben saydırmak için burdayım. Açık ve net. Acımadan. Of of offf. Şimdiden bir heyecan silsilesi titretiyor bünyeyi.

Git kendi kendine saydır kardeşim diyebilirsiniz. Saydırdım. Olmuyor. Her ne kadar 'sanal' da olsa bir dinleyicisi olduğunu düşünmek istiyor insan.

Kendim çalıp kendim oynayacağım hissiyatı gayet baskın olsa da, belki günün birinde güzel yurdumun herhangi bir köşesindeki herhangi bir laboratuarda, yalnız bir kalp olmadığının teyidini google'ın arama sonuçlarında (25.422 sonuç'tan 100 tanesi, hemi deee 0.27 sn'de, ne sandın) bulmaya çalışan birileri görür de okur bu satırları hevesiyle kenar süslü defterlere yazıp, çeyiz sandığımda sakladığım şeyler olsun istemedim bu saydırmalarım.

Geliyorum... Ahmet Çakar'casına geliyorum.