Yeniçeriler kapıyı zorlarken Uzun İhsan Efendi hala malum konuyu düşünüyor, fakat işin içinden çıkamıyordu...
"Rendekar doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öyleyse varım. Oldukça makul. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar:
Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşünüyorum. Öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum."
Kapı kırıldığında Uzun İhsan Efendi kitabı kapadı. Az sonra başından geçeceklere aldırmadan kafasından şunları geçirdi:
"Dünya bir düştür. Evet, dünya... Ah! Evet, dünya bir masaldır."
İhsan Oktay Anar, Puslu Kıtalar Atlası.
Ben biraz geç okudum, ama okuduğum en güzel masallardan birini okudum. Her eve lazım, böyle bi sevimli bi acayip güzel. Dört kitabı daha var İhsan abi'nin. Ara vermeden devam...
30 Aralık 2007 Pazar
26 Aralık 2007 Çarşamba
Hmm
An intellectual is a person who has discovered something more interesting than sex.
Aldous Huxley
20 Aralık 2007 Perşembe
7
Son altı - yedi saatimi, teori kısmı için uğraştığım bir derivasyonu satır satır didiklemekle geçirdim. Bir hata var, böyle olmaması lazımdı ama nerde, nerde nerde nerdeee...
Aaa... İşte orada.
%7 denildiğinde 0.07 anlıyoruz di mi? 7 değil. Daha da güzeli benim bunu görmemin yedi saat sürmesi. Eğer bulursam hatayı, bi elma şarabı patlatırım bunun üstüne diyordum ama şimdi ben şarap mı hakettim, zopa mı acaba?
Grrr.
Aaa... İşte orada.
%7 denildiğinde 0.07 anlıyoruz di mi? 7 değil. Daha da güzeli benim bunu görmemin yedi saat sürmesi. Eğer bulursam hatayı, bi elma şarabı patlatırım bunun üstüne diyordum ama şimdi ben şarap mı hakettim, zopa mı acaba?
Grrr.
16 Aralık 2007 Pazar
Her yerde tez var
Hayatım teze indirgenmiş durumda. Her an, her saniye, uğraşmadığım anlarda bile kafamın bir yerlerinde soluk alıp veren hayvan gibi bişey oldu çıktı.
Tekrar yazan... pardon, sosyal bir hayvan olduğumu hatırlamak için şu havayı biraz dağıtayım, şöyle bir kaç foto koyayım, bi kendime geleyim dedim. Sen de bi dur iki dakka güzelim ya, hof puff, kulağımın dibinde.
Vakti zamanında gittiğim fotoğraf kursundaki hocam demişti ki, bir fotoğraf çekmeden önce her zaman durup kendinize sorun; ben şu an neyin fotoğrafını çekiyorum?
Hiç sevmem böyle soruları ben. Hiç sevmem.

Tekrar yazan... pardon, sosyal bir hayvan olduğumu hatırlamak için şu havayı biraz dağıtayım, şöyle bir kaç foto koyayım, bi kendime geleyim dedim. Sen de bi dur iki dakka güzelim ya, hof puff, kulağımın dibinde.
Vakti zamanında gittiğim fotoğraf kursundaki hocam demişti ki, bir fotoğraf çekmeden önce her zaman durup kendinize sorun; ben şu an neyin fotoğrafını çekiyorum?
Hiç sevmem böyle soruları ben. Hiç sevmem.

15 Aralık 2007 Cumartesi
Sebep?
Ay akademi denilen komik yerin komik insanları. Hergün başka bir macera kardeşim.
Bu fotoğrafı bizim üniversitede çektim. Askeri ve sanayi odaklı araştırmaların ve işlerin döndüğü gayet asık suratlı, bol miktarda cviiink-ggarrrrr-zonnnn! efektli, böyle haldır huldur bir yerde.
Ama gelin görün ki, kapısında şöyle bir yazı var:
Bu fotoğrafı bizim üniversitede çektim. Askeri ve sanayi odaklı araştırmaların ve işlerin döndüğü gayet asık suratlı, bol miktarda cviiink-ggarrrrr-zonnnn! efektli, böyle haldır huldur bir yerde.
Ama gelin görün ki, kapısında şöyle bir yazı var:
14 Aralık 2007 Cuma
The show about nothing
Tezin beni en çok zorlayan kısımlarını bugün itibariyle bitirdim. Bundan sonrası zaten elde olan ve az çok düzenli materyali, az biraz müdaheleyle derleme, referans, format vs ile geçecek.
Haliyle bugün Prof B'ye müjdeyi vermek için cepten aradım:
- Aa güzel ama ben falanca şehirdeyim.
- Hm. Bugün uğrama ihtimaliniz var mı hocam? Hani haftasonu da okursunuz belki?
- Tabi tabi. Bu akşam gelebilirsem bi bakiim.
Akşam saat 19:30'da Prof B gelir:
- Hocam işte bitti: dan da da dan!
- Haa? Ha, iyi. Ver de koyim odama.
- ?..
Grr!. Grrrrr!... Grrrrrrrrrr. öhö.
Haliyle bugün Prof B'ye müjdeyi vermek için cepten aradım:
- Aa güzel ama ben falanca şehirdeyim.
- Hm. Bugün uğrama ihtimaliniz var mı hocam? Hani haftasonu da okursunuz belki?
- Tabi tabi. Bu akşam gelebilirsem bi bakiim.
Akşam saat 19:30'da Prof B gelir:
- Hocam işte bitti: dan da da dan!
- Haa? Ha, iyi. Ver de koyim odama.
- ?..
Grr!. Grrrrr!... Grrrrrrrrrr. öhö.
12 Aralık 2007 Çarşamba
İçinden desek?
İçinde bulunduğun lab grubunun başında iki Prof bulunmakta. Anonimliği korumak adına; Prof A ve Prof B diyelim. Prof A yaşca daha büyük ve Prof B'nin de zamanında hocası.
Çalıştığım grubun diğer üyeleri her ne kadar dağınık ofis veya lab ortamlarında bulunuyor olsalar da, benim yakın temas halinde olduğum iki genç üyesinden de Yağızoğlan ve Karaoğlan diye bahsedelim. Yağızoğlan sorumlu ve olgun tavırlarıyla göz doldururken Karaoğlan sempatikliğiyle puan topluyor.
Karaoğlan'ın ailesiyle dün akşam bir lab yemeği münasebetiyle buluştuk. Maksat tanışmak, kaynaşmak, eti senin kemiği benim (kahkahalar), hocalardan övgüler, Karaoğlan hakkaten çok efendi çocuk (kahkahalar) aferim kerataya, şu işleri bitir artık bir de kız bulalım sana (kahkahalar) vs vs..
Şirin, tatlı insanlar.
Fakat hal böyleyken Karaoğlan cephesinde işler çok kolay gitmedi tabii.
Ama neyse ki Prof B oradaydı da, fildişi kulesinden okuduğu gazellerle Karaoğlan'ın hop hop eden yüreğine bir nebze su serpebildi. Çok örnek var ama benim için gecenin zirve noktası:
Prof B'nin eşinin kendisiyle hemşeri olduğunu öğrenen Karaoğlan'ın babası:
- Aaa, öyle mi? Neresinden eşiniz ?
- Şey.. Şehir merkezinden ama tam olarak hangi sokak onu bilmiyorum.
- ...
Oy oyy.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







